ahmet kaya’yı rachmaninoff zannetmek
ahmet kaya’nın bir popüler kültür ürünü olduğunu unutanların içine düştüğü hata.
ahmet kaya’yı yüksek kültür alanında konumlandırmaya çalışmak, yüksek kültüre haksızlık etmekten ziyade, ahmet kaya’ya haksızlık etmektir.
ahmet kaya, her şeyiyle bir popüler kültür ürünüdür.
türkiye solunun pop halidir ahmet kaya.
ama ahmet kaya türkiye solunun “hatırla sevgili” gibi ucuz bir poplaştırılması değildir.
ahmet kaya, türkiye solunun popüler kültür içinde olabilecek en ideal şekilde erimiş halidir.
ahmet kaya’yı karşısında önümüzü iliklememiz gereken bir “anıtsal sanatçı”, bir “yüce sanat insanı” vb. olarak görmek de, ahmet kaya’ya haksızlıktır.
ahmet kayanın büyüsü, kendini gereğinden fazla ciddiye almamasında yatıyordu.sürekli kendiyle (ve kendi üzerinden türkiye soluyla) bilinçli/bilinçsiz dalga geçmesinde yatıyordu.
ahmet kaya’nın en acılı aşk şarkılarında bile alttan alta bir “kendi aşıklığıyla dalga geçme tonu” algıladım.
ahmet kaya’nın en entelektüel söylemlerinde bile alttan alta bir “kendi entelektüel olma hevesiyle ve bir türlü tam bir entelektüel olamayışıyla dalga geçme tonu”algıladım.
ahmet kaya, “yüksek sanat” yapmaya çalıştığı için değil yüksek sanat yapmaya çalışmadığı için yüksek sanatsal değerler üretmiştir.
ahmet kaya, türkiye solunu tabulaştırdığı için değil türkiye solunu mizahi bir çerçeveye soktuğu için, türkiye solunun öyküsünü helada unutulan tabancalar üzerinden anlattığı için türkiye solu için efsanevi ve bence deniz gezmiş ve yaşar kemalin toplamından daha değerli ve özel bir konuma gelmiştir.
şu an ahmet kaya’yı sahiplenmeye çalışan elit-liberal entelijensiyanın sorunu da bununla bağlantılıdır.
ahmet kaya, elit-liberal entelijensiyaya karşı olmuştur hep. ahmet kaya’nın kısmen de olsa antientelektüalist bir duruşu olmuştur hep. bunu görmek için çok derin araştırmaya da gerek yoktur, entel maganda şarkısının ismi bile yeterlidir. özellikle yusuf hayaloğlu’nun da etkisiyle, ahmet kaya’nın yaptığı birçok iş, entelektüellerle bir hesaplaşmaya dönüşmüştür.
ahmet kaya’nın ölümünden sonra elit-liberal entelijensiya ahmet kaya’yı sahiplenmiş ve inşa etmeye çalıştığı “kemalist bilinçaltı üzerine konumlandırılmış elit-liberal kültür”de ahmet kaya’yı temel yapıtaşlarından biri olarak kullanmıştır. elit-liberal entelijensiya, ahmet kaya’yı entelektüalize ve elitize etmiş, bir diğer ifadeyle söylemek gerekirse kendi işine yarar bir ambalaj içine sokmuştur. ahmet kaya’ya, neredeyse her nefesiyle entelijensiyayla dalga geçen bir adam olan ahmet kaya’ya bunun yapılmış olması çok büyük bir saptırma ve haksızlıktır. (serdar ortaç’ın ahmet kaya hakkında yaptığı “geleceği gören bir büyüğümüzmüş” yorumu bile, elit-liberal entelijensiyanın ahmet kaya’ya yaklaşımından daha masum duruyor) elit-liberal entelijensiya bu yaklaşımı sergilerken, “taşfırın solcuları”mız da kendilerine göre bir mantık temelinde (ve benzer bir algı bozukluğuyla) ahmet kaya’yı tabulaştırma eğilimine girmişlerdir.
büyük bir entelektüel olduğu için değil, büyük bir entelektüel olmayı başaramadığı, ama bu başaramayışıyla dalga geçmeye cesaret edebilecek kadar derin bir kişiliğe sahip olduğu için büyük bir insandır. büyük aşklar yaşadığı için değil, kendi içindeki aşk duygusunun gülünçlüğüyle dalga geçmeye cesaret edebildiği için, kusursuz aşklar yaşamak için gereken ruhsal zemine ve kültürel sermayeye sahip olmadığını farkettiği için büyük bir insandır. türkiye solunun başarısının değil başarısızlığının sesi olduğu için, türkiye solunun kalitesinin değil kalitesizliğinin sesi olduğu için büyük bir insandır. türkiye solunun hayat karşısındaki müthiş kusursuz ve ilkeli duruşunu yansıttığı için değil, türkiye solunun hayatı beceremeyişini yansıttığı için büyük bir insandır. türkiye solundaki “ahmakımsı” boyutu yansıttığı için büyük bir insandır. sadece türk solu bağlamında değil genel anlamda da “hayatı becerememişlik”, “hayatın karşısında ahmak şekilde kalakalma” vb. duyguları yansıtışı sayesinde devleşmiş bir insandır. (ki buna kanıt aramak için de çok uzağa gitmeye gerek yoktur, başım belada şarkısındaki ahmaklık vurgusu yeterlidir)
ahmet kaya’yı ciddiye almaya değer kılan şey, hayatı da, türkiye solunu da, devrimciliği de entelijensiyayı da çok ciddiye almamış olması, hepsiyle alttan alta dalga geçmiş olmasıdır.
özellikle de, mgd ödül töreni gibi allahına kadar magazinel bir ortamda cumartesi annelerinden, insan hakları derneğinden, tarihin yüklediği misyonlardan vb. bahsetmek, türkiye soluyla dalga geçmenin olabilecek en şahane örneğidir.
kalbinin her vuruşunda hem kendiyle, hem türk soluyla hem de türk entelektüelleriyle dalga geçmiş olan bu insanı, türk solunun ve türk entelijensiyasının statüko heykeli haline getirmeye çalışanlara karşı durmak, bu insanın anısına borçlu olduğumuz bir görevdir. ahmet kaya’yı, onu kendi entelektüel statükolarının simgesine dönüştürmek isteyenlerin elinden kurtaralım. türkiye’deki çoğu devrimci sonradan birileri tarafından statüko simgesine dönüştürüldü, bari bu haksızlık ahmet kaya’ya yapılmasın.
ahmet kaya’yı rahmaninof zannetmek bir hata olsa bile, bu hata “rahmaninof’a haksızlık”, kendisini “olduğundan büyük görmek” türünden bir hata değildir. yüksek/alçak kültür, büyük, orta ölçekli, küçük sanatçı bunlar malumdur ki toplumsal pozisyona göre şekillenir, bir şey ifade eder. rahmaninof ahmet kaya’ya göre ayda fezada olsa bile, ahmet kaya’nın neş’et ettiği kültür dünyası için yok hükmündedir. galiba en başından alakasız iki şey cinsinden bir zannetmedir.
fazla bir hata içermeyen algıdır. çünkü:
müzik bestelemek, resim yapmak esasen zor bir matematik problemi çözmeye çok benzer. aynı matematik gibi bir kurallar çerçevesi içerisinde kalmak şartıyla daha önce kimsenin göremediğini görmek zorundasınızdır.
ahmet kaya’nın eserleri dikkatle incelendiğinde, yedeiden yetmişe her siyasi görüşten insanı nasıl olup da yakalayabildiği fark edilir. çünkü bu eserlerde çok sesli müzik kullanılmıştır, farklı türde sazların uyumu sağlanmıştır.
peki bu nasıl olmuştur? ahmet kaya’nın eşi ve prodüktörü, bir televizyon programında ahmet kaya’nın aylarca stüdyoda sabahladığından bahsetmişlerdi. nitekim ahmet kaya’yı rachmaninoff la buluşturan şey budur: emektir. çünkü müzik, zordur ve zaman ister.
sadece ahmet kaya’yı bilmeyen, onu dinlememiş, entellektüel sanrılarıyla tepeden bir bakış atmış kişilerin gerçek olduğunu düşünebileceği varsayım.. bu konuyu izah etmeye çalışmak için dönüp dolaşıp aynı cümleleri kurarak paragraflar dolusu boş laf yazmanın gereği yoktur. öncelikle ahmet kaya bir sınıfa ait olacaksa bu sınıf elit-liberal kesim değildir ki böyle bir lafa her ahmet kaya dinleyicisinin en şiddetli tepkisi gülüp geçmek olur.. bir paragraf boyunca elit-liberal kesimin ahmet kaya’yı nasıl bir kılıfa sokmaya çalıştığını anlatmak, tabanda hata olduğundan boşa kaybedilmiş vakittir yalnızca. ahmet kaya “sol protest” müziğin ilk örneklerindendir ki protest kelimesi protesto etmekten türer ve protesto eden, isyan eden, başkaldıran kesim de hiç söylemeye gerek yok ki elit-liberal kesim değildir. “arka mahalle, grev, şafak türküsü, giderim, başkaldırıyorum” (aklıma bir anda gelenleri sıraladım yalnızca) elit-liberal kesimin hangi duygusuna, hangi arzusuna ve hangi uzvuna hitap ediyor çok merak ediyorum… “başım belada” isimli şarkı siyasi bir militan dilinden söylenmiş bir şarkıdır ki mizahla uzaktan yakından ilgisi yoktur, çok ince bir nokta yakalamış gibi bunu dönüp dolaşıp bir ahmaklığı anlatıyor şeklinde yorumlamak ahmaklığın daniskasıdır. entel maganda şarkısı da kendisiyle “alttan alta” dalga geçmek için falan yazılmış bir şarkı değildir. ahmet kaya’nın efsaneleşmeye başladığı dönemde onu taklit ederek efsane olacağını zanneden, ses tellerini kasarak onunla aynı tonu yakalayabileceğini zanneden fatih kısaparmak’a yazılmıştır, “alttan alta” değil gayet aleni bir şekilde fatih kısaparmak madara edilmiştir.. zira şarkının tamamı dinlenildiğinde (yapılan yoruma bakılırsa dinlenilmediği aşikardır) sonlarda yer alan “hem jigolo, hem dulcusun” cümlesini çok kuvvetle muhtemel ki ahmet kaya kendisiyle “alttan alta” dalga geçmek için yazmamıştır.. (bir yorum yapmadan önce şarkının hikayesini bilmek saçmalamaktan vazgeçmek için yeterli olur.) elit-liberal (bir ek olarak kemalist) kesim onu sahiplenmek şöyle dursun ona olan nefretini çatal bıçaklarıyla göstermiştir.. rahmaninov zannetmek evet ahmaklıktır, gerizekalılıktır.. zira bu kıyaslamayı yapmak için ahmet kaya’ya elit-liberal kesimin sahip çıktığı tezini baştan doğru kabul etmek gerekir. çünkü rahmaninov besteleri bolşevik devriminin ardından “burjuva müziği” kabul edilerek küçümsenmiş ve değer görmemiştir. kendisi de bunun yarattığı depresyonla amerika’ya gitmiş, amerikan vatandaşı olmuş ve sonraki yaşamını zengin bir piyanist şantör olarak sürdürmüş ve tüccarlığın zirvesine çıkmıştır.. ahmet kaya ise gerçek bir halk sanatçısı olmayı başarmış, çok sesliliğinden klasik müzik öykünmeciliğinden falan değil her kesimin içindeki isyana tuz bastığı içindir ki malum olaylar patlak verip ahmet kaya sürgün edildiğinde bile ona küfredenler akşam yine evlerinde onu dinlemişlerdir.. sonradan türemiş protestcikler olan onur akın vs. gibi dinleyicisini sömürmemiş ve ruhunu hiç kaybetmemiştir. sürgündeki albümünde bile “ben yandım siz yanmayın allah aşkına” diyebilmiş, “ne diyarbakır anladı beni ne de sen, oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen..” diyerek son anına kadar halkın sanatçısı olmuştur… ahmet kaya’yı rahmaninov zannetmek de bu haliyle kakofoniden başka bir şey değildir.. onu hiçbir kesim şu ya da bu entel kılıfın içine sokamamıştır.. abartılmış bir şahsiyet değildir, en basit tabiriyle gerçek bir efsanedir.. yüzlerce gündelik taklidi olmasına rağmen tek bir alternatifi olmaması efsanelere özgü bir durumdur.. evet rahmaninovla kıyaslamak ahmaklıktır,gerizekalılıktır…


















